Salı , Ağustos 4 2020
fatr
Ana Sayfa / ْTÜMÜ / Kaşkay Tanıtımı / coğrafya / Kaşkay Türklerinin Tanıtımı. 1

Kaşkay Türklerinin Tanıtımı. 1

Kaşkay Türklerinin Tanıtımı. 1

İlteriş Altaylı

 

Giriş

 

Orta Asya’yı Mezopotamya’ya bağlayan ve birçok medeniyetin kaynağı olmuş, birçok medeniyeti bağrından koparmış bir coğrafya olan İran çeşitli Türk boylarının, özellikle Oğuzların en önemli yerleşim merkezi olmuştur. Türklerin en eski çağlardan beri yurt tuttuğu İran, bu özelliğine rağmen Türkiye Türkoloji’sinde üzerinde az araştırma yapılmış olsa da birçok çeşitli Türk topluluklarının varlığı ve onların bölgedeki katkıları tarihten kültüre kadar ortaya çıkmaktadır. Türk toplulukları içerisinde Türkiye’den sonra otuz milyonu aşkın nüfusu ile ikinci Türk topluluğu olan İran Türkleri, çeşitli Türk boylarından meydana gelmiştir.

Bugün İran’ın güney, güney batı ve merkezi bölgelerinde Şiraz merkez olmak üzere sekiz dokuz eyalette (İsfahan, Fars, Huzistan, Kohkiluye ve Boyer Ahmet, Kirman, Yezd, Buşehr, Bender Abbas ve Çaharmahal ve Bahtiyarı) dağınık olarak yaşayan ve bir Türk toplumunun birliği olarak tanınmakta olan Kaşkay Türkleri de bu boylardan biridir.

Kaşkaylar, İran coğrafyasında nüfus bakımından Azerbaycan Türklerinden sonra ikinci sırada geldikleri gibi, bölgedeki tarihi kökleri de oldukça önemli olan bir Türk konfederasyonudur.

Azerbaycan Türklerine karşılık ikinci sırada yer alan Kaşkay Türklerinin dili, kültürü, tarihi ve her bir alanı üzerine Türkoloji, Türk tarihi ve benzer dallarda ne yazık ki pek az araştırma üretilmiştir.

Bunun dışında 1950li yılarda İran petrolünün malileşmesinde Kaşkaylar ana rolda yer almışlardır. Şöyle ki Petrolün millileşmesinde Kaşkay hanları (birçok kaynakta Kaşkay kardeşleri diye yazılmıştır, Hüsrev Han, Nasır Han, Melik Mensur Han ve Muhammed Hüseyin Han) hepsi geniş ölçüde milli cephenin, Musaddık hükümetinin petrol sanayisini millileştirme politikasını desteklemişlerdir. Başta İlbeyi Hüsrev Han olmak üzere bu dört kardeş, Musaddık hükümetinin bu tedbirlerine destek vermişlerdir.

Kaşkaylar Kaçarlardan sonra Pehleviler döneminde merkezi yönetim tarafından ağır bir baskı ve zülüm altında kalmışlardır. Fars birlikteliği adına, Kaşkayı Hanlarının pek çoğu idam edilmiştir veya yurt dışına sürgünde bulunmuşlardır. İran İslam inkılabından sonra ise sürgünde olan Kaşkayı hanları İran’a dönmüşlerdir fakat İran İslam devrimi sistemi ile de çok anlaşamamışlar ve yeni hükümet ile de büyük çatışmalar yaşamışlardır.

Son yılara dek Kaşkayların en önemli mesleği hayvancılıkmış. Bu yüzden daha çok göçebe olarak yaşarlarmış ama son yılarda göçebeliğe devam eden Kaşkay sayısı çok. Hayvancılık mesleğinin en başında da At yetiştiriciliği söylenir. Geniş ve verimli arazileri olduğu için hayvancılıktan sonra gelen meslek ziraatçilikmiş. Bu mesleklere bağlı olarak bütün ihtiyaçlarını kendileri karşılarlarmış. Bu yüzden şehir hayatına fazla ihtiyaç duymazlarmış. Kaşkaylar için el dokumacılığı da çok eskiden beri çok önemlidir. Dokumacılıktan kendi ihtiyaçlarını karşıladıkları gibi gelir de elde ederler. Bu yüzden el dokumacılığında çok başarılı olmuşlardır. El dokumalarının çeşitleri başlıca şunlardır: Halı, Gebbe, Kilim, Cecim, Rend, Keçe, Çadır.

Kaşkaylar eskiden beri el dokumacılığına büyük önem vermişlerdir. El dokumacılığı artık gelenek haline gelmiştir. Bu yüzden el dokumacılığında çok başarılı olmuşlardır. Bunun en iyi örneği, Victoria Müzesindeki 400 yıllık Kaşkay halısıdır. Hatta 1995 yılında Almanya’da düzenlenen el dokumaları yarışmasında Kaşkaylar birinci olmuşlardır. Günümüzde Kaşkay el dokumaları, İran dokumaları adı altında dünyadaki pek çok evi süslemekten ziyade çok büyük yarışmalarda kazançlar elde etmektedir. 2017 yılında fars ili dokumacılığı adına dünya çapında gene büyük başarı elde emişlerdir. Ne yazık ki buda diğer başarılar gibi Kaşkay adına değil Fars ili adına olmuştur.

Kaşkaylarda müzik ve şiir de çok önemlidir. Kaşkaylar göçebe olarak yaşadıkları için sözlü kültürleri gelişmiştir. Şiir ve müzikle de uğraşmışlardır. Halk hikâye ve destanları ayrılıktan ve Azerbaycan Türklerinden uzakta kalmalarından hüzünle söz etmektedir.

Yolumuz dergisinde Kaşkaylar Kimdir başlığı, girişte Kaşkay Türklerinin hakkında değindiğimiz konular ve daha Fazlasını sunmak adıyla açılmıştır. Bu başlık altında derginin1. Sayısında Kaşkay sözcüğünün menşei ve kökü ve Kaşkay Türklerinin tarihi ve siyasetteki yeri Pehlevi dönemine kadar yazının esasını oluşturacaktır. Yazının devamı gene bu başlık altında ilerleyen sayılarda Kaşkaylarda Gelenek ve Görenekler (düğün (Toy) adetleri), Kaşkay şiiri ve edebiyatı ve benzeri ile sürdürülecektir.

Anahtar Kelimeler: İran, Fars, Aşiret, Kaşkay, Oğuz, Türk, Azerbaycan

  1. Kaşkay sözcüğünün kökü:

Bu sözcük her ne kadar da Türkiye’de Qashqai olarak tanınmış olsa da aslında bu toplumun kendi dilinde “Qaşqayı” (Kaşkayı/ Qeşqayı) olarak biliniyor. Tarihi kaynaklarda ve araştırmalarda Kaşkay kelimesinin menşei hakkında muhtelif bilgiler mevcuttur.

Böylesine Kaşkay adı farklı şekillerde kayıt edilmiştir: Kaşkay, Keşvay, Kaşgay, keskayi, keşgayi, kuşanı, Qashqai, Qashqay, vb. [1-2]

Kaşkay sözcüğündeki bu değişik şekilleri bir sürü değişik görüşlerde ortaya koymuştur. Kaşkay sözcüğü hakkındaki görüşlerin kaynakları böyle sınıflandırıla bilir:

  • Tarihi olay ve adlar kaynağı
  • Tayfa ve oba adı kaynağı
  • Milletin özelikleri kaynağı
  • Coğrafya kaynağı

Ama çok iyi bilinen şu ki Kaşkay Türkleri tarihin en eski döneminden beri Zagros Dağları’nın eteğinde uygarlık Kuran bir topluluktur. Yukarıda sınıflanan kaynaklar kısaca ilerleyen bölümlerde incelenmiştir:

  • Tarihi olay ve adlar kaynağı

Nasreddin Şah Kaçar döneminde kaleme alınan Farsname-i Nasıri’nin yazarı Mirza Hasan Fesai, Kaşkay adının kökeni hakkında ilk inceleme yapan kişi olarak bu adın Türkçede kaçak (Firarı) manasına gelen “Kaç” ve “Kayı” kelimelerinin birleşiminden geldiğini savunmaktadır.

[3] bu görüş hatta Kaçar sözcüğü ile Kaşkay sözcüğünün aynı kökten olduğunu da savunmaktadır.

Başka bir görüş ise Kaşkay sözcüğünü Türkmenler tarafından kaçanlar olarak anlatılan fikirden çıktığını söylemektedir.

İrec Afşar, Kaşkay sözcüğünün ilk defa Tac’üd-din Hasan bin Şahbazi Yezdi’nin 1451-1453’te yazdığı Cami’üt-tavarih -i Hasan’ı adlı eserinde geçtiğinden söz eder.[4]

Prof.Dr Muhammettagi Zehtabi siyasi tarihçiliğin en büyük muhaliflerinden biri olan kendi yazmış olduğu, “İran Türklerinin Eski Tarihi” adlı kitabında Orhun Yazıtları ve Kaşgarlı Mahmut’un Divan-ül lügat-i Türk adlı kitabına dayanarak Kaşkay sözcüğünün Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri olan Kayı boyundan geldiğini söylemiştir.[5]

Yazar ve dilbilimci Esedüllah Merdani, Prof.Dr Muhammedtegi Zehtabi’nin görüşünü onaylamakta ve hatta bölgenin coğrafi etimolojisine dayanarak Kaşkay Türklerini Sümer uygarlığının kalıntıları olarak tanımlamaktadır. Örneğin o bölgedeki Sümürüm (Semirum) şehrinin adının “Benim Sümer’im” anlamında olduğunu söylemektedir.[6] Kabusname kitabının yazarı, Kayı boyunun savaşçılıkta diğer Türk kabilelerinin öncüsü olduğunu söyleyerek onların başında da Kaşkay Türklerinin olduğunu ifade etmiştir. Birçok farklı kaynaklara göre gene “Kaşkay” sözcüğünü “kaçkay” şeklinde açıklayanlarda, Kaşkayları Kayı boynun kaçar ve cesurları olarak tanıtmaktalar.

  • Tayfa ve oba adı kaynağı

Hasan Cedi Bayat, var olduğu dönemde dünyanın en büyük dört devletinden birisi olan Kuşanlı İmparatorluğu ile Kaşkayların aynı kökten olduğunu idea etmektedir. Bu bağlamda gene Hasan Cedi Kaşkay sözcüğünün “Keş” Buhara’ya yakın olan bir şehir ve oğuz Türklerinin en önemli boylarından biri olan “kayı” sözcüklerinin birleşmesi ile ortaya gelmesini savunmaktadır.

Mohammad Cefer Hurmucı Kaşkay Türklerini Kıpçak bozkırlarından gelen Türkler olarak biliyor ve onları Yemut tayfasından olan Kaşka tiresinden olduğunu ortaya koymuştur.

Bu kaynaklara göre Kaşkay denilen isim ve grup sürekli Orta Asıya, Hindistan, Irak arasında yer değiştirerek sonunda Zagros dağları etiğine yerleşmişlerdir.

  • Milletin özeliklerinden çıkan kaynak ve fikirler

Ferheng-i lügat farsi eserinde Kaşka sözcüğü korkmaz ve cesaretli olarak tanınmaktadır. Böylece Kaşkay sözcüğü bir milleti ifade ettiği için korkmaz bir millet anlamına gelebileceği idea edilmiştir.  Ayrıca Özbek Türkçesinde sözlüklere baktığımızda Kaşkay sözcüğüne benzer olan gaşga da aynı anlama gelmektedir. Veya Azerbaycan’ın Şah Sevenleri lehçesinde olan “atası yüzüne gaşga olup” deyiminde yer alan gaşga sözcüğü gene benzer bir anlam taşımaktadır, bu deyimde gaşga sözcüğünü “ayaklanan” ve “başkaldıran” anlamına gelmektedir. Başka bir görüşte Kaşkayların göçebe olduklarından dolayı Kaşkay kelimesini Göç veya köç kelimesi ile ilgili olduğu söylenmektedir. Bu bağlamda Kaşkay Türkleri ile aynı coğrafi da olan lorların “bütün gök Türk evinin çatısıdır” deyimi de gene bir örnektir. Deyimde işlenen Türk sözcüğü Kaşkay Türkünü temsil eder.

Kaşkay kelimesinin, muhtelif Türkçe Lehçe ve şivelerinde, “kaşka veya kaşga” (alnı beyaz at veya binek hayvanı) anlamındaki kelimeden geldiğini söyleyenler de vardır. Oberling, “Alnı beyaz atın uğur getirdiğine inanılırdı. Bu batıl inançtan dolayı zamanla bu kabile fertleri “Kaşkay atlılar” (atlarının alnında beyaz benek olan atlılar) adıyla tanındılar.

 Behmenbegi, Kaşkay adının “kaşka” sözünden alınması fikrine işaret ederek: “Bartold veya bu fikri ile sürenleri hatırlatarak, göçeri tayfa ve kabilelerin çoğu özlerini hayvanların adı ve rengi ile de adlandırmışlardır” tespitinde bulunmuştur.

  • Coğrafya kaynağı

Kaçar döneminde de birçok yazıda Kaşkay adı sürekli geçmiştir, bu yazılarda pek çoğunda Kaşkay folklor edebiyatında yer alan vatan özlemleri sunulmuştur. Bu folklorlarda Kaşkay Türklerinin özlediği vatan genelde Azerbaycan’dır, Öğreneğin:

Ağ deve düzde kaldı neyleyim

Yükü Tebriz’de kaldı neyleyim

Ayrıca birçok kaynaklarda Kaşkay sözcüğünü Azerbaycan bölgesinde bulunan benzer adlardan geldiğini savunanlarda olmuştur. Örneğin:

Tebriz ve Miyana arasında bulunan Eher’in Kuzey doğusunda “Kaşka dağı” adlı bir dağ bulunmaktadır. Bu dağ savalan dağının devamı ve Türklerin Yaylasıdır. Eher şehrinin kuzey doğusunda “kaş kamış” adlı bir köy de bulunmaktadır. Hoy ve Maku yakınlarında “Kaşka Bulak” adlı köy de bulunmaktadır. Veya Azerbaycan Cumhuriyetinde Gence şehrinin çevresindeki dağlardan akan ve Gence Çayı’na karışan nehrin adı da “Gaşga” çayıdır.

Bu söylenen fikirler arasından en çok kabul edileni Kaşkayı sözcüğünün Kayı boyundan olduğu olmuştur, ancak şimdiki elde olan belgelere bakarsak, Kaşkay Türklerinin izini İran coğrafyasında yaşanan tarihin en derin noktalarına kadar bulabiliriz.

Ama bu konularda bilgi vermek günümüzde de yayığın şekilde söz konusu olmamıştır ancak kesin bilinen şu ki Kaşkay unvanı daha önceden de pek çok kaynakta adı geçmiş olsa da, Sefevi hâkimiyetinde yanı 16.Yüz yılda Cani Ağa Kaşkayının ailesi tarafından günümüzde İran adlanan coğrafyasının güneyinde Türkleri birleştirme amacıyla yanı güney İran’da yaşayan Türk boylarının bir çatı altında toplanma amacı ve günümüzdeki Kaşkayı konfederasyonunun yapısının oluşturması amacı ile teşekkül edilmiştir. Ve bu adın menşe ile ilgili yukarda sunulan dört sınıf çeşitlikte ortak olan Kaşkay adı Kayı boyundan olduğu belki de en ortak fikir sayılabilir.

Aşağıdaki bölümde Kaşkay ilhanlığının kuruluşu ve Kaşkayların durumu Pehelviye kadar ele alınmıştır.

2.Pehlevi öncesi Kaşkaylar ve İlhanlıkları:

Safeviler döneminde, özellikle Şah Abbas hâkimiyeti zamanında bugünkü İran adlanan coğrafyada Türk halklarından pek çoğunun muhtelif vilayetlerde Tayfalar şeklinde güç sahibi oldukları bilinen tarihi bir gerçektir. Ayrıca bu dönemde Kafkas halklarından (Azerbaycanlı, Dağıstanlı, Gürcü vs.) pek çoğunun İran’ın muhtelif vilayetlerine göçürülmesi de bilinen tarihi bir gerçektir. Ancak bu göçürülmeler Safevî hâkimiyetinden önce de olmuştur. Kesin bilinen şu ki ilk başta Kaşkayların İlhanı pozisyon ve Konumunda bulunan İlhanlarda bölgedeki Kaşkay Türklerinden değil belki Azerbaycan’dan göçürülen Türklerden olmuştur. Gerçi İlhanlar Safevi Şahlarının siyasi ve güvenlik gerekçesiyle göçürülenler arasından oluştu ama bununla birlikte, daha sonra bu İlhanlar bölgede yaşayan Kaşkay Türkleri özelikle Keşküllü Tayfası ile yaptıkları evlilikler onları sıkı şekilde bağlamış ve İlhanlar ailesi herkesten daha çok Kaşkay adlandırılmış ve Kaşkay adını soyadlarında bile kullanmışlardır. Amir Gazi, onurlu bir Türk komutanı aynı zamanda Şah İsmail’in en üst komutanlarından ve Azerbaycan’daki Şahlı ordusunun bir üyesiymiş.

Amir Gazi Şahlı’nın oğlu Gazi Ağa da Şahlı ordusunda görev yapmıştır. Gazi Ağa Azerbaycan Türklerinde birçok büyük grupları toplayabilmiş ve başkanlık edebilmiştir. Böylece Gazi Ağa Şah İsmail sarayında güçlü pozisyon almıştır. Birçok kaynağa göre bu aile Osmanlı imparatorluğundan göçen Ak Koyunlu tayfasındandır ki daha sonra Şah İsmail sarayında yer almışlarıdır. ŞAHLI lakabını de Şah İsmaillin sarayında olduklarından aldıkları biliniyor.

Basra Körfezi kıyısındaki bu coğrafyanın sınırlarını Portekiz’in bu coğrafya işgaline karşı korumak için birçok Türk grupları gönderilmiştir, bunların en önemlisi de Şah İsmail ordusunda yer alan Şahlılar olmuştur. Kaşkay İlhanlarını oluşturan ve Şahlı olan aile de bu dönemlerde güneye yerleştirilmiştir. Şahlılar ordusu olarak güneyde savaşan Türklerin askerlerinin büyük bir sayısının Kaşkay olduğu bilinmektedir. Ve daha sonra Şahlı bir tayfa olarak Kaşkaylar içinde de yer almıştır.

Safevilerin en güçlü Şahlarından biri olan Şah Abbas’ın tahta çıkması ve İsfahan’ı başkent yapması durumları oldukça değiştirmiştir.

Şah Abbas, hükümet tahtına oturduktan sonra Safevi sarayında büyük etkisi olan Kızılbaşların hâkimiyetine ve etkisine son vermeye kararlanmış.

Şah Abbas, hükümet meselelerinde güce sahip olup müdahale edebilen ve Şahlığın pozisyonuna karşı cesaret edebilen her kes ve her grubun ortadan kaldırılmalı olduğuna inanıyordu. Hükümet içinde olan etkili ve güçlü Kızılbaşlar Şah hükümetinin egemenlik ve bağımsızlığına karşı bir tehlikeydi. Böylece Kendi iradesine ve gücüne sahip akıllı bir genç şah olarak, onlardan kurtulmak için bir fırsat arıyordu. Doğal olarak bu arada Kızılbaşlar içinde de şaha karşı durabilen bir sürü yetkili şahsiyetler vardı, Yakup Han bunların biriydi, Yakup Han güneyin yerel kabileleri, Başta Kaşkay Türklerinin Farsımadan (Eymir) tayfası gelmek üzere Şah Abbas’a isyan etti.

Ama bu isyanlar ve başkaldırıların hiçbiri başarılı olamadı ve Şah bunların hepsine yendi. Örneğin Farsımadan Tayfasının lideri durumunda olan Abulkasım Han da Yakup Hanla isyana katıldığı için Şah tarafından öldürüldü.

Şah Abbas hükümetini sağlam Tuta bilmek için tüm rakiplerini ve hatta güçlü hizmetçilerini bile öldürmeyi amaçladı, gene Abulkasım Han isyanı gibi isyanlar Şaha Kaşkayların kontrolünü ele geçirme ve zayıflatma ve yönetimini kontrol etme fırsatı verdi. Ve bu bahane ile Şahlı ordusunun komutanı olan Amir Gazi Kaşkay yöneticiliğine görevlendi.

Daha sonra Amir Gazinin oğulları İsmail ve Hasan görev adlılar, bu dönemlerde Kaşkayların kışlık ve yaylakları belirlendi, Kaşkaylar Şaha karşı çıkmayan ama daha düzgün bir yapı ve güce sahip oldular. Demek olur ki bu olaylar il hancılığın başlangıcı oldu.

Bu sebeplerden dolayı birçok tarihi eserde de Kaşkayları Azerbaycan Türkeri’nden kabul edilerek, Câni Ağa Kaşkay tarafından dönemin siyasi ve sosyal şartları içerisinde bir üst kimlik olarak “Kaşkay” adı altında bütün aşiretlerin büyük bir el birliğine çevrildiği yazılmıştır. Bu adı almalarının da Câni Ağa’nın tercihi olduğu da belirlenmiştir.

Bugün İran’ın güney bölgesinde, özellikle Fars eyaletinde yaşayan Kaşkaylar, o dönemde ve daha sonrası gösterdikleri etkinliklerle kendilerini bu coğrafyanın çağdaş tarihine tanıtmaları önemli bir yer edinmiştir.

 Kaşkay ilhanlığı Safeviler ve Afşarlar dönemi ile başlamış oldu, böylece Kaşkay ilhanlığını bu dönemlerle ele alıp ilerleyen kısımlarda çağdaş Kaşkay ilhanlığı ve daha sonra Kaşkayların İran’ın çağdaş siyasetinde yer almasından bahis edeceğiz.

2.1 Kaşkaylar Afşar döneminde:

Bu dönemde Cani Ağanın oğlu Şah İsmail Kaşkay Nadir Şah emri ile Kör edilmiştir. Şöyle ki Nadir Şahın Hindistan’a saldırılmasında Kaşkaylar İsmail Han liderliği ile geniş ve aktif bir Katkıları olmuştur, fakat daha sonra İsmail han ve kardeşi Hasan han Nadir Şaha kurdukları tuzakta başarılı olamıyor ve cezalandırılıyorlar. Nadir şah emri ile İsmail Kör ediliyor ve Hasan Han da işkence altında ölüyor.

İsmail Han, bu nedenle tarihte Kaşkaylı Kör İsmail olarak anılmıştır. Tuzak kurma Hikâyesini keşfettikten sonra Nadir Şah Kaşkay birliğini kırdı ve bazılarını Horasanın Kalat Nadiri ve Sarahs’taki Dareyi-e Gaz bölgesine taşınmaya zorladı.

Bu zorla sürgün sırasında, Horasan iklimine alışkanlıkları olmadıklarından dolayı soğuk kışlar ve sıcak yazlar onlara çok kötü zaman geçirtirdi. Bu iklim ile başa çıkmaya hazır olmayanlar hayvanlarının çoğunu kaybetti, kendilerinden de çok sayıda can kayıp oldu. Güneydeki mülklerinin çoğu hükümet tarafından yasadışı bir şekilde ele geçirildi.

2.2 Kaşkaylar Zend döneminde:

Daha sonra Karim Hanın güçlenmesi ili birlikte, Nadir Şah’ın yönetimi sırasında Horasan’a sürgün edilen Kaşkaylar Karim Hanı Zendden sürgünden Fars’a dönmelerine ve ikamet etmelerine izin verilmesini istediler. Bölgede kendisi için yeni müttefikler arayan Karim Han, talebi kabul etti ve geri dönebileceklerini sağladı.

Kaşkaylar bu kez Karim hanı oldukça savaşlarda desteklediler, Azad han Afgan’ın yenilmesine sebep oldular. Kaşkaylar Karim han döneminde tekrar eski güçlerine döne bildiler.

2.3 Kaşkaylar Kaçarlar döneminde:

Karim Handan sonra Kaçarlar Büyük Ağa Muhammed liderliği ile güç sahibi oldu. İsmail Han’ın ölümünden sonra, oğlu Cani Ağa İlhan olarak Kaşkayların yönetmenliğine geçti. Büyük Cani Ağa ile adaş olan ve aynı zamanda onun dördüncü kuşağından olan Cani han Kaşkay bir diğer adıla da ikinci Cani Ağa ile anılan Nadir şah Afşar döneminde de onun önderlerindenmiş. Kaşkay Türklerinin çağdaş ilhanlığının dönemini, Nadir Şah Afşar’ın öldürülmesinden dolay ülkenin her tarafında çıkan karışıklık (isyan) neticesinde görmek mümkündür. Çeşitli bölgelerde, o dönemlerde merkezi hükümeti ele geçirmek için, aşiretler arasında şiddetli çarpışmalar başlamış. Horasan, Azerbaycan (İran), İsfahan ve Fars eyaletleri bu çarpışmaların önemli merkezleri halindeymiş. Horasan ve Azerbaycan’da Afşarlar, İsfahan ve Fars’ta Bayatlar, Kaşkaylar, Bahtiyarlılar ve Zendler arasında çeşitli çarpışmalar meydana gelmiştir. Muhtelif bölgeler ve şehirler, elden ele geçip, duruyormuş.

Bu çatışmalar Kaşkayları ne kadar birleşmeye teşvik etmiş olsa da onlar ne kadar güneyde büyük bir güç sayılmış olsa da Kerimhan’ın bölge de hâkimiyete geçmesine kadar Kaşkaylar siyasal ve saray güce elde edememişlerdi. Bu dönemde Câni Ağa’nın tedbir alması sayesinde Kaşkaylar Kerimhan’la savaşmadılar. Bu da onların saraya yakınlaşmasını sağlamış oldu.

Bu döneme kadar de Kaşkaylrın altı İlbey si olduğu bilinmektedir, ama bu dönemde Kaşkaylar daha da güçlendiler. Kaşkay İlhanlığı daha da düzgün hala gelmiş oldu, Kışlık ve yaylaklarını tespit ederek bunu daimî hale getirdiler. Kaşkayların bazı kabileleri (aşiretleri), Kerim Han’ın oluşturduğu ordu arasında yer aldılar. Kaşkayların alt liderleri (Kelanterler, Kethüdalar ve.) Fars bölgesinde çeşitli kervansaraylar, mescitler, hamam ve çeşitli binalar inşa ettirerek oldukça güçlendiler.

Karim Han ölümünden sonra Lotfali Han Zend Büyük Ağa Muhammed hanla savaşlarda bulundu, Kararsız Zend hükümdarları ile ittifak kuran Kaşkaylar da bu kez kendi dildaşı olan Ağa Muhammed Hanla karşı karşıya geldiler. Kaşkay bir kez daha bir hata yapıp yanlış tarafı seçti ve başarısızlığa mahkûm olan birini destekledi. Kaçarların büyük hükümdarı Ağa Muhammed Han zamanında Zend hâkimiyetine son vermek ve güçlü olarak gördükleri Kaşkayları etkisiz hale getirmek için saldırılar planladı. Kaşkaylar saldırıya karşı dağlara çekildiler. Ne yazık ki Kaşkaylar ile Zendliler arasındaki samimi ilişki Kaçarlar dönemine olumsuz şekilde sirayet etmiş oldu. Bu ilişki Kaşkayları, Kaçarların hedefi haline getirdi. Ama kaçarlar güçlendikçe onlarda olan hükmet yapısı gönümüzdeki federalizm (United Kingdom, United States gibi) denilen şeklinde olduğu için Kaşkay yapısı ve hâkimiyetini güçlendirmiş oldu. Feth Ali Şah; Cani Ağa’yı, ilhanlık görevine tayin etti.  İlhanlık görevi, Kaşkayların varlığına siyasi bir hüviyet eklemiş oldu. Ve ilk defa İlhanlık görevi Kaşkaylarda resmiyet bulmuş oldu. Daha önce Kaşkay da sadece İlbey’i unvanı kullanılmıştı, Feth Ali Şah bu unvanı da Cani Ağa oğlu Muhammed Hasan’a verdi. Bunun yanı sıra Feth Ali Şah döneminde Kaşkaylardan asker olarak ülkenin korunması için istifade edildi. Cani Han’ın yetkisi sadece Kaşkay eli ile sınırlandırılmamış aynı zamanda bütün Fars ve İsfahan elinin de ilhanı oldu. Kaşkaylar Kaçar iktidarı boyunca özerk bir yapıda hayatlarını idame ettirmiş oldu.  Bu nedenle birçok topluluk Kaşkayların bünyesine eklenmiş ve Kaşkay dili ve sistemi ile uyum sağlamış oldular. Ama gene de Kaşkaylar Ahmet Şah dönemine kadar sürekli sorunlar yaşadılar başlıca bu sorunları şöyle söyleye biliriz:

  • Fars elleri sadece Kaşkay hanları yönetiminde kalmadı ve bu dönemde Kıvamiler de yönetimde oldular ve yönetim iki kısım oldu.
  • Bu dönemde üçüncü güç olan Muşir-ul Mülk hakimiyeti Kaşkay ve Kıvamileri ne kadar birleştirmiş olsa da gene Kaşkay zarar görmesine sebep oldu ve Muşir-ul Mülk güçlenmesi ile Kaşkaylar Kirmana göç etmek zorunda kaldılar. Gene Muşir-ul Mülkün atılmasıyla Kaşkaylar geri döndüler.
  • Cani Hanın oğlu Muhammed Kulu Han Kaçar mütevelli heyetinden izin almadan Fars’a gidip isyan girişiminde bulunması neticesiz kaldı.
  • Ne yazık ki gene Kaçarlar döneminde özelikle Muhammed Şah döneminde Kaşkayların verimli Toprakları yerleştirme politikası altında Farslar ve diğer etniklere pay oldu.
  • Muhammed Ali Şah Kaçar döneminde ilk başta Kaşkaylar ile çok iyi ilişkiler ve temaslar kuruldu, ne yazık ki bu ilişki de çok uzun süreçli olmadı. Ve hatta Kaşkaylar bu dönemde şaha karşı birçok isyanda bulundular. Şah da buna Karşı Kaşkaylar gücünü azaltmaya çalışıp başardı.

Daha sonra Kaşkaylar İngiliz saldırılarına karşı merkezi hükümetle ortak hareket ederek önemli başarılar elde ettiler. Bu dönemde Muhammed Ali Han Ihanıydı, daha sonra Muhammed Kulu Han ve ondan sonra ilhanlık görevinin en önemli ilhanlarından biri olan Sultan Muhammed üstlendi.

Artık bu dönemden Kaşkaylar organize hale geldikleri söylenebilir. Bu dönemlerde yanı 1905-1911 arası yani ortaya çıkan Meşrutiyet döneminde Kaşkaylar merkezi hükümete yani Kaçar yönetimine karşı olmayı tercih etiler. Kaşkaylar Meşrutiyetçilere karşı olumlu bir tutum sergilediler. Bu durumun bir nedeni İngilizlerin Kaşkaylar üzerindeki yoğun baskıları ve mevcut baskıdan bunalmalarıydı.

 Meşrutiyet idaresi kurulduktan sonra Kaşkayları mecliste temsil eden farklı isimlerde oldu. Bu isimlerin en önemlisinden biri Hacı Kerim Han Keşküllü oldu.  Savletü’t Devle Meşrutiyet döneminde nüfuzunu arttırarak rakipleri karşısında üstünlük kurdu. Bunun yanı sıra rakiplerinin gücünün azalması da Sovlet_ü Dovle’nin parlamasında etkili oldu. Sovlet_ü Dovle, Isfahandan Basra Körfezine kadar uzanan ticaret yollarını ele geçirebildi. Sovlet_ü Dovle o kadar geniş imtiyaza sahip oldu ki güney de bir büyük hâkimiyet olarak biliniyordu ve kendi idari sistemi varıydı. Siyasi, askeri ve ekonomik nedenlerden dolayı bozulan birliği Sovlet_ü Dovle yeniden tesis etmiş oldu. Kaçarlar döneminde en zor zamanlarında, savaşlarda, İngilizlerle olan mücadelelerde devlet Kaşkayların gücüne sığındı.

Kaçar hükümetinin son şahı olan Ahmet Şah’ın tahta geçmesinden kısa süre sonra I. Dünya Savaşı ortaya çıktı. İngiliz ve Rus kuvvetleri Kaçarların ülkesi olan Memalik-i Mahruse Kaçar (günümüzdeki İran) topraklarını işgal etmiş bulunmaktaydı.  İngilizlere karşı yapılan savaşta mücadele verenler arasında Kaşkaylar ilk sıradaydı, Kaşkaylar savaşta İngilizlerin karşısında yer alarak Osmanlı Devleti’ne de yardımda bulundular. İngilizler Kaşkayların merkezini ele geçirerek Kaşkayları devre dışı bırakmak istiyorlardı. Ancak Kaşkaylar, İngilizlere büyük bir zayiat ve hasar verdirerek Şiraz-Kazerun karayolunu, Şiraz’ın batı kısmını, güney ve güney batı bölgelerini ele geçirmeyi başardılar. 1918 yılında İngilizler Kaşkaylara saldırı düzenlediler, ama Sovlet_ü Dovle’nin üvey kardeşi Ali Han Salar Haşmet öncülüğündeki Kaşkay birlikleri, onlara karşı büyük başarı sağlamış oldular. Ve İngilizler ikinci kez de Kaşkaylara yenilmiş oldular.

Savlet üt-Devle’nin amcasının oğlu ve Abade’nin eski yöneticisi olan Muhammed Ali Kaşkay Abade’nin fethi için planlar yapmıştı. Muhammed Ali Han Kaşkayi’nin Güney Polisi’ne saldırmaya hazırlandığı sırada veba hastalığı yayıldı. Muhammed Ali Han Kaşkay ve birçok insan bu hastalıktan dolayı öldü. Bu nedenle Kaşkaylar, Abede’den çekilmek zorunda kaldılar.

Ahmet Şah ile Savlet üt-Devle arası oldukça iyileşti, Savlet üt-Devle Ahmet Şahı Avrupa gezisi dönüşünde Kazerun şehrinde yer alan Abgine köprüsü civarında konukladı. Bu konuklama da konuşulanlar bilhassa Rıza Şah’ın iktidarı meselesi hakkındaki malumatlar birçok tarihçinin dikkatini çekmiştir. Muhammed Nasır Han Kaşkaynın Amerika da Habib Laciverdi tarafından yapılan röportajında da bu konu önemli bir yer almıştır. Ahmet Şah ile Savlet üt-Devle ilişkisi ve samimiyeti göstermek adına aşağıda bu röportajdan bir parça getirilmiştir:

Habib Laciverdi: Sizin Rıza Şah ile ilk karşılaşmanız ne zaman ve nasıldı?

Muhammed Nasır Han Kaşkay: Rıza han (Rıza Şah), Savunma Bakanı olduğu dönem, o zaman Ahmet Şah Avrupa yolculuğundan dönüyordu, Ahmet Şah Lawrence gemisi ile Buşehre gelmişti, Rıza Şah bize konuk oldu. Rıza Şahı İlk defa orda gördüm, babam da onu ilk defa görüyordu. Oradan Buşehre Ahmet Şahı ağırlamaya gittiler. Ben daha önce de güneyde babamla birlikte Ahmet Şah ile görüşmüştüm. Orda babamla Ahmet Şah birbirlerini çok semimi karışılmışlardı.

Habib Laciverdi: Rıza Şahı ilk karşılaşmanızda nasıl buldunuz?

Muhammed Nasır Han Kaşkay: Çok hoşumuza gitti. Ben çok beğendim, şimdi söyleyeceğim. İki kişi Kaşkaylardan yani biri Seyed Abdulvahab Behreyni ki Behrani ailesindendi, bu aile her zaman bizim aile ile birlikteydi ve Hızır Han Cahangiri ki Kaşkay tayfalarındandı babam bu adamın çok tehlikeli olduğunu söylediler.

Habib Laciverdi: Kim?

Muhammed Nasır Han Kaşkay: Rıza han (Rıza Şah). Babama bu adamı burada öldür dediler. Babamda üç önemli nedene göre böyle bir şey yapamam dedi, bir – Kaşkay hiçbir zaman esiri öldürmez! İki- o şimdi benim evimin içinde konuğumdur Kaşkay konuk(misafir) öldürmez! Üç – bu kadar çatışmanın içinde bir milli karakteri öldürmek doğru olmaz, yarın bu yaptı derler bunu yapamam. Buşehre gittiler Ahmet Şah ile döndüler, Abgine Köprüsünde babam Ahmet Şah için bir şenlik kurdu. Orda şah için ordu kurduk, Ahmet şah da bakınca burada süvari (Atlı asker) falan

Var dedi, geldiler çok iyi şekilde ağırlandılar, içi düzgün, kadife kumaştan olan çadırlar yatma ve dinlenmeleri için hazırlandı.

Sonbahardı bir gece öncesi de yağmur yağmıştı. Havayı çok iyi yapmıştı. Her yer cennet gibi olmuştu.

Ahmet Şah babamla çok kibar, saygılı ve samimi davrandı ve “başbuğ süvarin var tamam ister on bin olsun ister yirmi bin olsun ama havayı nasıl böyle güzel ayarlayabildiniz, bu malzemelerde diyelim parayla alınmış ama hava?” Dedi.

Daha sonra “siz hava durumuna göre mi dolaşıyorsunuz” dedi. Babamda “evet ama meteoroloji uzmanı değiliz” dedi. Ahmet Şah “peki bu azamet, bu servet?” dedi. Babamda dedi-  و ما فی یده كان لمولاه – ne varsa siz önderimiz aittir.

Şah sonra da Rıza Hana dönüp “ah bakan bütün illerin liderini gördüm Savlet üt-Devle gibi zeki ve dahi olanı yokmuş” dedi.

Daha sonra yalnızlaşınca da baba Ahmet Şaha “bu ordu siz olmadığınızda benim elimdeydi, siz burada olduğunuzda bu ordu sizin hizmetinizdedir ve siz onlardan benim öldürülmemi bile isteseniz öldürürler” dedi.

Ahmet Şah da müdahile etti ve “öyle laf mı olur başbuğ” dedi. Bir az sonra Ahmet Şah parfüm, gülsuyu ve böyle konulardan söz etti ve bu durumu gören babam da bir Kaşkay öfkesi ile kendi alına dövdü “sen bir ülkenin şahısın gerek ne kadar tank, top, tüfek, kurşun getirdiğinden bahis edesin, parfüm, gülsuyu ve bunlar hanımlarındır” dedi ve sonra birlikte güldüler. Rıza Şah’ın tahtı ele geçirip Kaçar Hanı Ahmet Şah’ı uzaklaştırdıktan sonra durumlar Kaşkaylar için değişti. İkinci sayıda bu başlık altında Kaşkaylar Pehlevi döneminde ve Kaşkayların sosyal yapısı konularından bahis edilmeyi planlıyoruz.

baba Dövlət Ölüm ve doğum  kabir İlhanlik dönemi
1 Cani Ağa(2.cani ağa) Namdar Ağa Safevi devleti
2 İsmail Han (kör İsmail) Cani Ağa(2.cani ağa) Kacar devleti
3 Cani han İsmail Han (kör İsmail) Kacar devleti 1760 larda Kerbela 1819
4 Muhammet Ali Han Cani Xan Kacar devleti 1794-1854 Şiraz 1819
5 Hacı Hüseyin Kulu Han Cani Xan Kacar devleti 1824(6 aylık)
6 Muhammet Ali Han Cani Xan Kacar devleti 1794-1854 Şiraz 1826
7 Murtaza Kulu Han Cani Xan Kacar devleti 1797-1835  Necef 1826-1834
8 Muhammet Kulu Han Cani Xan Kacar devleti 1834-1853
9 Muhammet Ali Han Cani Xan Kacar devleti 1794-1854 Şiraz 1837 kısa süre
10 Sultan Muhammad Muhammet Kulu Han Kacar devleti Şiraz 1837 kısa süre
12 Muhammet Kulu Han Cani Xan Kacar devleti 1857-1863
13 Sultan Muhammad Muhammet Kulu Han Kacar devleti Şiraz
14 Darab Han Mustafa Kulu Han 1830-1891
15 Abdullah Han (Zergamû’d Darab Han 1872-1907
16 İsmail Han Darab Han Kacar devleti 1873-1932 Tahran(rey)
17 İsmail Han Darab Han Pahlevi devleti 1873-1932 Tahran(rey)
18 Ahmet Han(Zigemû’d-devle) Darab Han Pahlevi devleti
19 Ali Han (savaş komtanı) Darab Han Pahlevi devleti
20 Muhammed Nasir Han İsmail Han Pahlevi devleti 1899-1983 Amerika 19-1932
21 Melik Mansur Han İsmail Han Pahlevi devleti 1908-2006 1932-1941
22 Muhammed Nasir Han İsmail Han Pahlevi devleti 1899-1983 Amerika 1941-1953
23 Hüsrev Han İsmail Han Pahlevi devleti

Ilhanlık görevi almadı

1920-1982 Şiraz

Kaynaklar

[1]  Pierre Oberling, The Qashqai Nomads of Fars, Belçika 1974, s.27.

[2] Hüseyin Ciddi, Peyvestegi-i Kavmvı e Tarihı – İlha-ye Kaşkayi-i İran Kabile-i Kayi Kaşkay, Nevid-i Şiraz Yayınevi, Şiraz, 1378 (1999), s. 14

[3] Fesai, Mirza Hasan, Farsname-i Nasıri, Emir Kebir yayın evi , V. baskı, c. I-II, Tahran 1367.

[4] Afşar, İrec,  koniye, lekeb, İlat ve Eşayer, Agah yayın evi, Tahran 1362

[5] Prof Zehtabi, Mohammed Tagi, İran Türklerinin Eski Tarihi, Ahter yayın evi, Tebriz

[6] Merdani Rahimi, Esedullah, Zaban Torki Kaşkayı ve Şiveye Negareş-i An, Rahgoşa yayın evi, Şiraz (2002/1381).

[7]  Kûhistan sultanı Keykavus bin İskender, Kabusnâme, 1082

[8]  Harvard üniversitesi röportajı

[9]   Mohammad Mahdi Moradi Khalaj, Mostafa Namdari Monfared, “Taamülat ve Tekabülat Savletü’t Devle Kaşkayi ve Jandarmeri Fars Der Ostan ve Nohostin Salha-yı Ceng-i Cihan-ı Evvel, (1911-1912)”, Biannual Research Journal of, Iran Local Histories, 2016, s. 83.

[10] Faruk Sümer, “Kaşkay”, TDV İslam Ansiklopedisi, C. 25, TDV Yayınları, İstanbul, 2002, s. 21.

[11] Vahid Rashidvash, “Iranian People: Iranian Ethnic Groups”, International Journal of Humanities and Social Science, C. 3, S. 15, Ağustos 2013, s. 222.

Paylaşınız

Dikatınızı çekebilir

Türk töresine dayanan güç

Türk töresine dayanan güç  İSA DOĞANLI “Memalik-i mahrusa-i kaçar” veya Kaçar’ın korunmuş toprakları, birinci Dünya

1 yorum

  1. Putin – excel training – https://www.youtube.com/c/ExcelStore excel training excel courses excel lessons sql training sql courses sql lessons

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cresta Help Chat
gönder