Salı , Ağustos 4 2020
fatr
Ana Sayfa / ْTÜMÜ / Dil ve Edebiyat / AYVAZULLAH SAFARİ

AYVAZULLAH SAFARİ

 

KAŞKAY TÜRKLERİNİN BİR MİLLİ ŞAİRİ OLAN AYVAZULLAH SAFARİ KEŞKÜLLÜ VE KAŞKAYIDA YENİ ŞİİR

Emad hezrati 

 

 

 

Ayvazullah Safari şiirlerinde kullandığı küçünde mahlası ile tanınan Kaşkay Türklerinin milli şairdir.

Ayvazullah Safari, belki de orta ve güney İran’daki ilk ve en ünlü milli duygulu Türk şairidir. Ayvazullah Safari, Başta Kaşkay Türkleri olmak üzere İran Türkeri’nin hikâyesini, haklarını, uğradıkları haksızlıkları ve milli taleplerini yazan ve yüksek sesle haykıran bir şairdir. Ayvazullah Safari, Kaşkay Türklerinin edebî muhitinde, hak istemesinde ve milli mücadelesinde şüphesiz en parlak yıldızdır. Ne yazık ki Kaşkay Türkeri’nin edebî topluluğunun bu parlak yıldızı sadece İran edebi topluluğunda değil hatta İran Türk toplumu arasında bile yeterince tanıtılmamıştır.  Tabii olarak bu milli şairimiz, Türkiye’de de tanıtılamamıştır.

Bu yazıda şairin hayatının bazı köşelerine girmeye ve daha sonra şiirlerinin içeriğine kısa bir göz atmaya çalışılmıştır. Ayvazullah Safari, şiirlerinde Türk milli kültürünü ve özellikle İran’ının güney ve merkezi bölgelerinde yaşayan Türklerin milli kimliğini dünyaya tanıtır. Ayvazullah Safari, şiirlerinde kültürel özgürlüğün ve bağımsızlığı, milli kimliğin önemine değinir. İran coğrafyasında Türklerin anadilinin ezilmesinden şikâyetçidir ve bu şikâyetini şiirlerinde daima en sert şekilde ifade etmektedir. Popüler bir şair olmak, bir milletin şairi konumunda olmak ve bir şairin milleti adına ve sevgisine şiir söylemek her şairin başarabildiği bir iş değildir. Milletlerinin acısını konuşan şairlerin sayısı, dünyada da ancak parmakla sayılabilir durumdadır. Ayvazullah Safari bu sınıfta olmaktan ziyade, aynı zamanda İran’ının güney ve merkezi Türkleri arasında en yüksek rütbededir ve şüphesiz dünya Türkleri arasında, milliyetçi şairlerden ve sanatçılardan biridir.  Şairin güzel ve nazik duygusu, düşüncesi milletinin en ufak acısına bile merhemdir. Duygusu ve kalemi hakkı çizebilen bir kılıçtır. Şiirlerinde, milletinin hakkına ayak basanlara karşı öfke ve kızgınlık vardır. Ayvazullah Safari, şiirlerini günümüzde Türk edebiyatında, özellikle İran’ın güney ve merkezi Türklerinde önemli ve kıymetli bir edebiyat hazinesidir.

Ayvazullah Safari, çağdaş Kaşkay şiirinde ve hatta Türk dünyası şiirinde birçok şiir biçimi ve şablonun kurucusudur.

Ayvazullah Safari, müzikteki sözcük düzeninin gücünü de çok iyi bilir ve Kaşkay müzikçileriyle iş birliği hâlinde bu yolda da çalışır.

 

 

Şairin hayatı

Ayvazullah Safari, Nisan 1969’da Kaşkay konargöçerlerinin kışlağı sayılan kır-Karzin şehrinin Hengâm bölgesinde doğmuştur. Bölgedeki göçebelerinin okullardan Keşküllü tayfasına ait olan okulda eğitime başlamıştır. Eğitimini, Abu-Ekser adlı okulda ortaokulla başlayarak devam edip, ortaokulunun son yılını Firuzabad şehrinin yakınındaki Caydeşt adlı köyde tamamlamıştır. 1982’de daha 13 yaşındayken gönüllü olarak İran-Irak savaşına katılıp 1 yıl boyunca savaş cephesinde bulunmuştur. Daha sonra, Firuzabad pedagoji okluna girmiş ve eğitimini sosyal bilimler eğitimi ana bilim dalında tamamlamıştır. Bu yılarda akademik hayatı dışında siyasi ve edebî hayatta da faaliyette bulunmuş ve onlarla ilgili okuma ve araştırmaya başlamıştır. Kendisi, Muhammed Hüseyin Rükünzade Ademiyet tarafından yazılan Fars ve Cenge Beynelmilel (Fars ve Dünya Savaşı) adlı kitap, “bende olan savaşçı Türklük ruhunu diriltti” demektedir. Hakikaten de öyledir, ancak bu kez silah tüfek ve mermi değil ya da savaş ve cephe alanı değildir, hakikatin tüfeği olan kalemdir.

Tek başına engelleri geçip gerçekleri şovenizmin elinden kurtarıp ortaya çıkartır. Ayvazullah Safari’nin şiirleri, şirden ziyade tarih, tarihî gerçekle ve hak mücadelesidir. Şiirler gerçeği, edebî gücü, felsefeyi ve benzerini birlikte içerir. İlk yazılı eseri de adından belli olduğu gibi oldukça sanatsal ve felsefidir. “Ateşte Doğum” adlı kitapta Behmen Han Kaşkay ve dava arkadaşlarının zalim şah rejimi tarafından işkence ve idam edilmesi bir hikâye biçiminde yazmıştır.

Ayvazullah Safari, Esadullah Merdani gibi büyük dilbilimciler nezdinde kendi anadili olan Kaşkay Türkçesinde de gerektiği kadar ders almış ve Türkçenin şiir diyarına adım atmıştır. Bu diyarda hızlıca zirvelere çıkmış, Kaşkaylar’ın durgun ve baskıda kalmış şiir ve edebiyatına büyük bir devrim yapmıştır.

Ayvazullah Safari, İran’ın güney ve merkezi bölgesindeki gerek Kaşkay gerekse Kaşkay olamayan (Halaç, Bıçakçı) Türklerin şirini geleneksel şekilden çıkarmış ve müzik değişimlerine de büyük bir giriş oluşturmuştur.  Ayvazullah Safari, Kaşkay Türkçesinin çağdaş şiirlerinde ilktir.  Ayvazullah Safari, sadece eskiden Kaşkay Türkçesinde var olan biçimlerde değil yeni biçimlerde de Kaşkay Türkçesinde üretip şiirler söylemiştir ve böylece bir sürü şairin dikkatini bu yeni biçimlere çekip onlarında bu biçimlerde faaliyet göstermesini sağlamıştır. Böylece genel açıdan koşma (koşma sözcüğü Kaşkay Türkçesinde biçimden ziyade şiir sözcüğü anlamını da taşır) adından yola çıkarak iki tür yeni adlandırma Kaşkay şiirine Ayvazullah tarafından artırılmıştır. Bunlar da “yengi qoşma”[1] ve “ağca qoşma[2]” dır. Bu bağlamda yeni şiir biçiminin doğuşu, Kaşkay Türklerinde 1996’dır ve bu tarz ve biçimlerin babası Ayvazullah Safari’dir. Kaşkaylarda bu yeni biçimde söylenen ilk şiir Ayvazullah Safari’nin “İl Paygamı[3]”  adlı şiiridir. Üstat Şehriyar’ın “Sehendim” şiirine benzer olan bu şiir, “Sehendim” şiiri gibi Türk edebiyatında bir şaheser olarak görülmelidir. Ayvazullah Safari, yukarıda söz etiğimiz biçimleri diğer Türk dünyasında olan biçimlerden almış adlandırmış olsa da hiçbir yerde benzeri olmayan biçimlerde ortaya çıkarmıştır ki günümüzde bu biçimlerde Kaşkay Türkleri arasında şiir söyleyen yeni şairler de bulunmaktadır. İlerleyen bölümlerde bu biçimlerden örnek vererek onları tanıtılmıştır. Ayvazullah Safari, bir sürü araştırmaya dayalı, tarihî, felsefi, roman ve sosyal kitap yazmasına rağmen onun “Yetim Yal” adlı ünlü eseri ve şiirleri ile katıldığı festival ve toplantılar, bir şair olarak tanınmasını sağlamıştır.

Ayvazullah Safari’nin, kuzeniyle olan evliliğinden bir kız çocuğu olmuştur. Ayvazullah Safari, kızı için seçtiği Asena adını, İran yasalarına göre kızının nüfus cüzdanına kayıt ettirememiştir. Ve lisanslı ve izinli olan Sona[4] adını bir Türkçe kökenli ad olduğu için kızına ad seçmiştir. Ayvazullah Safari, şiirlerinde defalarca kızını da milliyetçiliğe ve milletinin hakkını savunmaya davet eder. Aşağıda kızına yazdığı bir mektubun bazı parçalarından örnekler sunulmuştur:

Mektup[5]

Kızım sona, senin için bu güzel isimi sebepsiz seçmedim. Dünyaya göz açtığın andan itibaren (28 Şubat 1996’da öğlen saat 12: 28’de), şimdiye kadar ve gelecekte senin daima bir sona olacağını düşünüyorum. Kendi türünde en güzel ve asil olan kuş. Tanrı’nın iradesini ve teolojisini sembolize eden yeşil taçlı bir kuş. Güzel kızım, dediklerim kendini tanımadan imkânsızdır. Kendini tanımak, Tanrı’yı tanımak demektir. Sana senden daha yakın olan Tanrı, Kaşkay’nın en büyük arifi Mirza Mezun ’un dediği gibi:

O mənə[6], məndən yaxındır[7] / mən anglamam[8] hansı yanda,

Böylece kendini bul, Tanrı’yı bulmak için.  Kızım, insan olduğunu ve en yüksek varlığa kadar gidebileceğini bil. Hangi daldan ve hangi ağaçtan olduğunu hiçbir zaman unutma. Her zaman hangi dalın yaprağısın, o yaprak hangi ağaçtandır bil ve unutma.  Sadece yaprak kalma, daima bir ağacın yaprağı olduğunu bil, sen tek başına bir yapraksın ama milletinle birlikte siz bir ağaçsınız. Dünyanın acımasız rüzgârları karşısında ancak ve ancak ağaç olmakla yaşamak mümkündür, yoksa soluk, sararmış bir yaprak ancak ayakaltı olabilir.

Sana, yakasının beyazlığından dostluk sembolü olan kuş, Sona dedim. Sevilebilmek için hep diğerlerini sev, sev ve sev. Herhangi bir canlıya zarar vermeyen sona olmanı istiyorum. Yaşaması için fakat kendi çabalarına güvenen ve başka bir yaratıkla savaşmayan sona. İşte bu yüzden sona olmaya çalış. Sana Sona, fakat kendi türü ile birlik kuran kuş dedim. Her zaman sende bir sona gibi kendi milletinle ol! Çünkü seni her kesten daha iyi anacak kendi milletin tanır ve anlar ve seni her şekilde takdir eder.

Evet! Ben sana Sona dedim. Dalgalara çarpmaktan korkmayan ve coşkun, öfkeli sularda yolunu bulan kuş. Uçuşu yüksekliğe olan, avcılara yakalanmayan, kendi kuşağına dalgalı hayatı öğreten kuş.

Kızım, sen bir sonasın, yoksullukta yiyeceğini diğerleri ile bölebilen bir sona, zaman zaman anasız civcivleri gerçek sonalık yetiştirmek için kendi kanatları altına sığdırabilen bir sona. Umarım her zaman sona kalasın. Kızım, Azerbaycanlı bir şair dostum, sana Kaşkay ilinin kızı demişti. Kaşkay ilinin kızı olmak için şefkatli ve milliyetçi olman gerekir, böylece kızım her zaman ilini sev. Kaşkay olmayı sadece dil ve kıyafette sınırlama, her açıdan Kaşkay ol. Babandan sorarsan Kaşkaylık herkese verilmeyen bir şeref ve haysiyettir. Tarihin derinliklerinden eşsiz bir mücevher olarak sana miras kalan mükemmel bir kültürdür, Kaşkay olmak!

Senden, Kaşkay’nın kızı olmak kadar sona olmanı ve sona olmak kadar Kaşkay kızı olmanı istiyorum. Büyük Tanrı’dan da senin bu mirası korumaya layık olacağını diliyorum. Eğer bu mirasın koruması yetkisine sahip olursan, o zaman artık yalnız değilsin ve Kaşkay ’da olan tüm kızlar ve oğullar senin kardeşlerindir.

Ben, sana Kaşkay ilinin kızı bile desem, sen Kaşkay ilini bir anne sevgisi ile sev, çünkü annenin sevgisi koşulsuz bir sevgidir, baban da bir anne sevgisi ile Kaşkay ilini seviyor.

 

ESERLERİ

Anadilini bilmeyen, korumayan ve anadili yolunda çalışmayanın hayatını boş gören Ayvazullah Safari Keşküllü, büyük bir zekâyla ve gayretle hizmet edebilecek uzun ve dolambaçlı bir yolculuğa ayak koymuştur!

Ayvazullah Safari, Kaşkay şiirindeki tüm temellere, yapılara, hece, serbest ve aruz ölçülerine bilinçli bir şekilde meydan okur ve onları gerektiği en düzgün şekilde kullanır. Ayvazullah Safari, sadece halkın itiraz ve isyan dili değildir, onların sevda ve aşklarının de dilidir. Ayvazullah Safari, Kaşkay milletinin aynı zamanda sesidir. Milletinin daveti ile şehirden şehre, toplantıdan toplantıya, oturumdan oturuma gider ve şiirini halkına sunar.

Ayvazullah Safari’nin eserleri şunlardır:

Basılmış eserler:

  1. Ateşte Doğum-Behmen Han Kaşkay ve Dava Arkadaşlarının Zalim Şah Rejimi Tarafından İşkence ve İdamı, (Tevelüdi der Ateş-Macerayı Şekenceyı Behmen Hanı Kaşkay ve Hemrezmaneş Tavesutı Rejimı Dojhımanı Şah), Kianneşr Yayınevi, Şiraz. (2004/1383).
  2. Sami Kelanteri Honermend-Hacı Musaha Han Keşküllünün Hayatına Bir Bakış (Sami Kalanterı Honermend-Negahi be Zendeganiyı Hac Musa Han Kaşkuli), Kianneşr Yayınevi, Şiraz. (2010/1388).
  3. Yetim Tepe, (Yetim Yal), Hemara yayınevi, Şiraz. (2010/1389).
  4. Emir Timur Köreken Divanı, (Divanı Şiiri Azamullah Amir Timur Gurekan), Nameh Parsi Yayınevi, Şiraz. (2014/1393).
  5. Gümüş Balık, (Mahiyi Nogreyi), Yaşıl Alma Yayınevi, Şiraz. (2017/1396).

Basıma Hazırlanan Eserler:

  • Şiir Dilinde Kur’an-ı Kerim
  • Oğuz Türkleri
  • Kaşkay’da Kadınların Rolü
  • Halı Sözlüğü

Bu bölümde Ayvazullah Safari’nin şiirlerinin içeriğini incelemeye çalışacağız. Daha önce de belirtildiği gibi, şiirinin en önemli konularından biri İran Türklerinin sorunları ve konularıdır.

Kaşkay Türklerinin konargöçerlikten zorla şehirlere yerleşmesi, halkının gasp edilen hakları, yoksulluk ve fakirlik, Kaşkay Türklerinin savaşları ve siyasi kararları, gençlik, sevgi ve diğer bir sürü konular, şiirlerinin kapsamındadır. Ayvazullah Safari’nin şiirlerini de nesirlerini de okurken dikkati çeken nokta, kullandığı sözlerin derin bir düşünce süzgecinden geçirildiğidir.

Ancak anadili yani Türkçe, İran Türkülüğünün milli kimliği, özgürlük ve kültürel bağımsızlığa engel ve baskı olanlara haykırmak, şiirlerinde öne çıkan konulardır. Kaşkay Türkçesinde yeni şiir biçiminin doğuşu olan “il paygamı” parçasında bu konular iyi bir şekilde ele alınmıştır. Bu parçada eşsiz bir sanatla, umut, tavsiye, öğüt, gelecek, kimlik ve daha fazlasını birleştirir. Ayvazullah Safari, kendi milletine o kadar âşık, o kadar büyülenmiştir ki, milletinin sonunda hiçbir başarısızlık görmez ve o kadar umutludur ki “Kaşkay’dan kör bir kız kalmış olsa bile Kaşkay yeniden doğacaktır” der:

Bircə kör qız[9] da ki yurdungda[10] qala bir ağır eldir[11](ildir)    

Tökülən gözləri yaşı, dəvirən zülüm evi seldir

Bütün baskılara rağmen şiirlerinde sosyal ve siyasal olayların iç yüzünü, hükümetteki haksızlık ve ahlâksızlıkları dolaylı biçimde anlatmaktan vazgeçmemiş, baskı rejimlerinde görüldüğü gibi zamanı ve yeri değiştirerek asıl söylemek istediklerini halka ulaştırmada büyük başarı sağlamıştır.

Bazen kalbinin içindeki üzüntüler göğsünü parçalayacak gibidir, sevgiyle bir baba gibi milletinin halına ağlıyor ve onları ihmal uykusundan uyandırmaya seslenir:

Ağır el, hay uca dağ başıngı qar aldı məğər səning

Səhmi – Soletli[12] nər[13] aslan biyə yurdungda səning yox?

İgit[14] oğlan biyə yurdungda səning yox?

Oyan ay el, oyan!

 

Ayrıca bir milletin varlığında ve kültüründe dil öğesinin rolünün de farkındadır, bu nedenle aşağıdaki kaç beyte milletinin dilinin kaybolduğunu inananlara güçlü bir şekilde cevap verir:

Mən Türkəm öz dilim iftixarimdir

Bir əvrən önüçəz naz dil varımdır 

Kim demiş Qaşqayı dil mühtacıdır 

Aslanıng quyruğu tilki tacıdır

 

Vatanının ve halkının acılarını, şahsi acıları gibi kendi kalp ateşinde pişirerek söz incilerini dizen Ayvazullah Safari, işlediği konular ve o konulara yaklaşım tarzıyla, tam bir millet şairi ve gönül adamı portresi çizer. Birçok mahrumiyetlere maruz kalmış olan milletine bazen de kızar, “il paygamı” şiirinin açılış kısmında, asimilasyon ve baskı hakkında uyarır ve ihmallerden şikâyetçi olur ve onları uyanık olmaya çağırır:

Ayıq ol ayılmaz yatanım da var

Bir kaslı batlağa batanım da var

Mən qafıl sağıldım özgə yanına

Su döktüm özgələr dəğirmanına

Ayılıp düşmanı səçing ayırıng

Dil inən bu elə rütbə qayorung [15]

Barışmaz düşmanlar dil düşmanıdır

Dilindən qaçan Türk el düşmanıdır

Uşaq ki tanımır sol o sağını

Anası kör etmiş el ocağını

Kim sayar kim gəzir belə[16] milləti

Olmuşdur dünyada qurbanlıq əti

hər dördü – beşi bir yerdən asılmış

karvanı soyulmuş yollar bosolmuş

dört milion san quzu dört milion ceyran

şovinizm çəngində[17] yaralı al qan

ama sən bilmeyrəng hansı kimsədən

ayrılding köküngdən bir qola  nədən

dört milion bağlıdır beş yüz milyona

göz yaşı döksədə çatır Ceyhuna

süzülür, düzülür bir sel yaranır

yenilməz, tükənməz bir el yaranır

İran’da yaşayan Türklerin başlarına getirilen oyunlar, Ayvazullah Safariyi çok rahatsız eder, sahte tarih düzeltip kimliğini inkâr endenler karşısına direnip ve volkanik bir dağ gibi direncini tasvir ederek kimliğini gururla söyler:

Mən türkəm dilimdir yolum armanım

Varlığım dirliğim kimliğim şanım

Oğuzam aq yüzəm yüzü aq mənəm

Vulkanlı titrəməz dağlı dağ mənəm

Mən atam Altay’dır kimliğim Orxun

Yorulmaz dönəzəm bir axan Ceyhun

Mən otuz milyonam dəli domrulam

Şovnizm başına gerək yomurulam

Dört milyon qaflanam sınmaz[18] ağır el[19]

Qiratlı Köroğlu evim çamlı bel

Türkmənəm, Xalacəm, Qacar Avşaram

Seksan yıl yürəktə azmıştır yaram

Seksan yıl olmuşam qacır[20] amacı

Susalmış usanmış özgə[21] mühtacı

Sekasan yil dilimdən yoxtur xabərim

Olmuştur qanlı yaş gözdə səmərim 

Ama sən usanma yoldaş, arxadaş

Mən Türkəm yenilməz Türk inən(ile) adaş

Zannetmə dört milyon qaflan dağılır

Bir qiha[22] çəksələr yollar açılır 

Bir nəfəs kafıdır[23] qarlar pozula

Yanaqlar, dudaqlar, güləş yazıla

Qaşqayı sanki bir gömüş aynadır

Mühəbət bulağı döştə qaynadır

Ta ayna bütündür bir aslan görür

Sındırma sındırsang bin şer[24] bağırır

Ve her zaman benzersiz bir cesaretle milletin yenilmez olarak görüp, bu yenilmezliği ise dilin varlığında görür:

Kimsə ki dili varı hər nə ser[25] varı

uluslar içində yücə yer varı

dili ki besledəng[26] şirin danışang[27]

düşmanı döşündə[28] durang çalışang

mən qalan dəğilim Araptan, Tattan

Koroğlu Ayvazı düşməz Qırattan

“Uçurum” adlı bir şiirde aşağıdaki beyitlerle gene asimilasyona karşı çıkıp ve kimliğinin, kökünün, dilinin ve milletinin başka bir millet ve dile değiştirilmesinden ve yorumlanmasından şikâyet eder:

Almışlar əlimdən nazlı dilimi

Dilim yox çığırım dilim vay dilim

Ayılmaz yataqdan elim vay elim

Bu şirin her yerinde sürekli dil önemine vurgu yapıp, diline sahip çıkamayanın ve dilsiz olanın sonun iyi görmez, “öyle bir insanın yaşamı maksatsız ve boştur” der. Ve gene kendi hakkına sahip çıkmayana öfkeyle haykırır:

Ay gayret düşkünü cəsartlı el 

Kəstilər dilingi nədən yatmışang?

Kaşkay halkına olan baskı ve zulme dolaylı bir yolla bakıp, İran hâkimiyetinin hâlâ İngilizler ve Ruslar tarafından idare olduğuna inanarak Kaşkay halkına olan zulmün sebebini, İngilizlerin İran’ın güneyinde Kaşkaylara yenildiğinde görür. Aşağıdaki beyitlerde general öldüren Ayaz olayına değinerek, “İngiliz generalinin öldürülmesi bedelini neden ben veriyorum” der:

Aldılar dilimi coğrafyamı

Pozdular Qaşqayı velayetini

Kâptan canını ayaz almıştır

İndi mən verəsim ğəramətini

Şiirlerinde Kaşkay Türkçesini en temiz şekilde kullanmaya özen gösteren ve halkının duygularına tercüman olan Ayvazullah Safari, halk şairi olarak tanılar. Ayrıca Ayvazullah Safari, dilde olan sözcükleri bile en iyi şekilde araştırır, örneğin Türk dilinde “namert” kelimesinin eşdeğerinin bulunmamasıyla övünür. “Bir milletin bir şeye sahip olması durumunda onun için kelime yaratılır ve Türkler için “namert” kelimesine ihtiyaç yokmuş” der:

Mən atam namrdə məna verməmiş      

Gefəlti beslədəməz gayrət oğlanı

Dilimi bozduran düşmən dir bizə  

Bac verməz düşəmənə Solət oğlanı

Halkının içinde kendi halkından olup diline önem vermeyen ve hatta hak aramalarını engelleyenlere çok sert tepki gösterip onları “Mankurt” bilir:

Man kurt adlı kısa bir şiiri şu şekilde dir:

Gurnaş- gurnaş dayamışak baş başa   

Yatmışak ta bir uyardan buluşa

Haraylaram haray gəlməz hiç yerdən

İldən ilə xəbər tutmak bir birdən

Diriləring suruşmırak halından      

Can verndə daraşırak dalından

Döşə vurdak qaşqayılık daşını

Bişirirək başta manqurt aşını

Türkü- farsı danışmaktan utanmak

Özəgələrə bac verməktən yusanmak

Ta ki nalam dört uşağı uyardır     

Öz barmağım öz gözümü çıxardır

 Yatmışlarıng uyardmağı qolaydır       

Gör ki bizim yollarımız dolaydır  

Sadece yedi beyitten oluşan bu şiir aslında yedi şah beyittir. Milletinin kaderinin değişmesini, sadece milletinin kendisi tarafından yapılacağını vurgular ve dayanışma eksikliğinden şikâyet eder. Hayatı dirilik ve canlı olmakta görüp ölü ibadeti ve sevgisini reddediyor. Anadili adlı ünlü şiirinde İran Türkleri arasında anadilini önemsemeyenleri kınar, neden kendilerine değer vermemezliğine kızar ve insanların bu talihsiz durumdan çıkması yönünde öğütler verir. Anadilin değerlerini sıralar, yüzyıllarca hükümetlerin dili olan Türk dilinin tarihinden bahseder ve çok anlamlı benzetmeler yaparak “her kuş bile anası gibi ses çıkarıyor, biz neden bu kadar ihmal ediyoruz, biz bir kuş kadar bile gayretimiz yok mu?” der.

Qarqa tək qaqlamaz bülbül cicəsi

Çəhələyər bağlarda anası təkin

Bizəlring bir quşça gayretimiz yox?

Hiç qacur olmaz göl sunası təkin

Anadilini insanlığın sembolü olarak görür, anadilini insan hayatında bir esas ve prensip olarak bilir ve “insanlığın sembolüne değer vermeyen her kimseye ana sütü haramdır” der.

Adamlık nişanı ana dili dir

Bir dərin manalı peyğam dir sənə

Ay ana dili xar edən kimsə

Ananıg ağ sütü haramdır sənə

İran’da Farsçayı çok iyi bilen ve değer veren ama anadilini hiç önemsemeyen ve onu bir üstünlük olarak gören Türklere bunun bir üstünlük olmamasını göstermek için, bugün İstanbul’un farklı bir duruma sahip olduğuna dikkat çekerek Kabil (Farsın sembolik şehri) ve İstanbul’u (Türkün sembolik şehri) karşılaştırmak zorunda kalır:

Özəgə dili danışdang kəlas görsədəng?

İstanbul baş dir ya kabil qəndhar

Bu şiirin başka bir beytinde, Türk dilli devlet ve imparatorlukları bahsettiğinde, bu karşılaştırmayı gene de yapıyor:

Su tökəmə şovenizm dəğirmanına

Gör kabil hardadır, İstanbul harda

Uyarmağı ve bilgilendirmeği hiçbir şekilde ihmal etmez ve her biri bir atasözü olarak adlandırılabilecek “gerayilisan” ve “qoşmasan” gibi kendi yarattığı farklı biçimlerde çok sayıda kısa ve vezin şiirleri vardır:

Lâçın (gerayilisan)

Olandan ta ölənənçəz

Qəfəsdə

        Düzdə

                  Dağlarda

Yâdıngdan çixmasın

Lâçın

Sənə tarı qanat vermiş

………….

Bir allanan (qoşmasan)

Eşidəmişəm sən də eşit

Demişlər ki:

Bir kərəz allanan iki öğrənir

Biz iki allandık bir öğrənmədik!

 

Türkler arasında vatan ve toprak çok değerlidir, Ayvazullah Safari, şiirlerinde de bu önem oldukça yaygındır ve Türk coğrafyası ister Kaşkay bölgesinde olan “Halaygan” ve “Dina” dağı ister Ağrı olsun, siyasi sınırları önemsemeden vatan adlanıyor. Ayvazullah Safari’nin birçok şiirinde vatan tasvir edilmiş; vatanın maruz kaldığı tehlikelerden bahsedilmiştir.

Şiirlerinde İran Türklerinin arasında kutsallık ve manevi değer taşıyan, Azerbaycan bölgesinde olan “Sehend”, “Savalan” ve “Demavend” dağları da sürekli yer alan konulardır.

Səni gülistan eylərəm

Vətən canım sənə qurban

Görməlidir Dəmavənding

Həm Savalan həm Səhənding

Asanak veya Bayati şeklinde olan aşağıdaki şiir de kolay bir şiir değildir ve bu şiirde, diğer Türk şairleri gibi, dağın rolü çok renkli ve çarpıcıdır. Şair, dağı sırdaş olarak biliyor, bu şiirde, Türklerin önemli yurdu olan Azerbaycan’ı vurgulayarak, Kaşkay ve Azerbaycan Türklerinin akrabalıklarını göstermek için bir dağ vasıtası ile Kaşkay Türklerinden Azerbaycan’ın kültürel ve tarihi başkenti olan Tebriz’e selam gönderiyor:

Uyan o yana bir bax  

Sabır’ı soyana bir bax

Mənim yanıq bağrımı

Dağlı qoyana bir bax

Dayan bax düzə dağlar

Dayaq ol bizə dağlar

Qaşqaydan bir salam   

Apar Təbərizə dağlar

Dağlar ay yağı dağlar

Ellər oturağı dağlar

Sizi xəzan çürütür

Bizi el dağı dağlar

Dağlar ay uca dağlar

Günümdür gece dağlar

Analar bəslədən gül

Geddi taraca dağlar

Ayvazullah Safari şiirlerinde, diğer Milliyetçi Türk şairleri ve aydınları gibi, sürekli Türk birliği konusuna vurgu yapıp, bu birliği Entelektüel birlik, dil birliği, Fikir birliği ve benzeri olarak görüyor. Böylece Türk coğrafisinin her noktasını benimseyip şiirlerinde yer vermiştir. Örneğin “Türkiye’den bir rüya” adlı şiirinde onun hayal gücü Ağrı Dağları’ndan geçer, bir yandan Kerkük’ten nefes alır ve Van Gölü’ne saygı ile eğilir:

Çırpınıp çaldı qanat sanki güvərçin ürəğim

Xayalım ağrıdan aşıp olup aydın ürəğim

Uğradı Qaf nəfəsi canıma sağdan və mənim

Sol gözüm Kerkük’e baxıp genə soldu çəmənim

Əllərim döşdə baş indirdim əziz Van gölünə

Mənim azarlı tənə hediyə verən can gölünə

İstanbul ile gurur duyuyor ve ona en iyisini diliyor:

Dünyayı düz yola salmış bizim aydın yolumuz

Qoy uca başlı qala düunyada İstanbullumuz

Qılıcım oynadı bağladı tevahhuş yolunu

Türklərə təqdim edibdir Avrupa səmbulunu

Azerbaycanları ikiye ayıran Araz nehrinin aradan silinmesini ve Azerbaycanların birleşmesi boğazını alan bir dilektir ki onu şöyle dile getiriyor:

Söylərəm baştan ayaq soydaşıma sır sözümü

Bilməyən kimsələrə qoy tanıdam mən özümü

Xazaram Qırqız Oğuz Uyguram Altay evimiz

Gök oğuz gök Türk atamız ay evimiz

Qəmli göynüm daralıb bir dilək almış boğazı

Tur mənim hayıma hoy ver! Aradan sil Arazı

Evet, Ayvazullah Safari Keşküllü İran’da Türk dilinde kitap yayınlama konusundaki yasaklıklara rağmen Türkçe kitaplar ve Kaşkay Türkleri ile ilgili Farsça kitaplar yayınlayıp İran Türklerinin dili, kültür ve edebiyatına büyük katkılarda bulunmuş biridir.

Türk birliği umudu edebi eserinde çok hassas ve dikkatli olduğu temalardan biridir. Şiir silahıyla zalimlere saldırır, doğruları över, gençliği uyarır ve insanların acılarına ve dertlerine merhemdir.

Kaşkay Türkleri içinde milli şair olarak tanınan Ayvazullah Safari Türkçe şiirlerinin yanı sıra birçok Farsçaya dediği şiirleri de olmuştur. Ancak kendisi “yeter artık bizim diğerlerine hizmet etmemiz” Farsça şiirlerini yayınlamayı reddediyor.

Ancak Farsça şiirlerinin teması da milliyetçilik ve İran Türkleri hukukuna ilişkin şiirlerdir.

Ayvazullah Safari Keşküllü ve Kaşkay edebiyatında yeni terimler

Türk edebiyatında köklü bir geçmişi olan şiir türünde tarihî dönem içerisinde çok önemli eserler yazılmıştır. Şiirde olan terimlerde tarih boyunca binlerce kez tanımlanmıştır.  Şiirde hecelerin sayısı veya niteliği (uzunluk, kısalık) bakımından birbirine denk olması ile oluşan ölçü birimleri “vezin” veya “ölçü” kavramıyla adlandırılır. Türk şiirinde, tarih boyunca hece ölçüsü ve aruz ölçüsü kullanılmış, 19. yüzyılın sonlarından itibaren ise vezinsiz şiirler de yazılmaya başlanmıştır. Önceki bölümlerde değindiğimiz gibi Ayvazullah Safari Kaşkay Türklerinde vezinsiz şiirlerin öncüsü olmakla birlikte birkaç yeni ölçünün de mucididir.

Ayrıca Ayvazullah Safari Türk şiirlerinde olan terimleri de oldukça öz Türkçeleştirmiş ve Kaşkay Türkçesinde yatkın olan sözcükler seçmiştir. Aşağıda ki bölümde önce bu terimler ve daha sonra Ayvazullah Safariye ait olan yeni vezinler tanıtılmıştır:

KAFİYE: İstanbul Türkçesinde Uyak olarak bilinen, şiirde en az iki dize sonunda tekrarlanan, anlam ve görev bakımından birbirinden farklı ek ve sözcükler arasındaki ses benzerliğini ARXAÇ olarak adlandırmıştır. Kendisi bu sözcüğü Kaşkay halı dokumacılığında uyumluluğa sebep olan bir teknik adından aldığını söylüyor.

BEYİT: iki mısradan meydana gelen nazım parçasını da DÜZÜM adlandırmıştır.

Mısra: İstanbul Türkçesinde dize olarak adlandırılan şiirin temel birimini TAYDÜZÜM adlandırmıştır.

REDİF: görevleri aynı olan eklerin ya da anlamları aynı olan sözcüklerin tekrarlanmasına da Kaşkay Türkçesinde DÜZGÜ denmiştir, Ayvazullah bu sözcüğün rahmetli Mohammad Naderi Dereşorlu tarafından önerildiğini de Yetim Yal kitabında yazmıştır.

MATLA:  Divan edebiyatında bir şiirin ilk beyti bilinen MATLA sözcüğü yerine Ayvazullah Safari tarafından  BAŞDÜZÜM denmiştir.

MAKTA:  Divan edebiyatında bir şiirin bilinen beyti bilinen MAKTA sözcüğü yerine Ayvazullah Safari tarafından  BAŞDÜZÜM denmiştir.

ŞAH BEYİT: bir şiirin en güzel ve güçlü beyti olan şah beyit Ayvazullah Safari tarafından BAYDÜZÜM adlandırılmıştır.

 

Ayvazullah Safari tarafından adlandırılmış olan yeni şiir biçimleri:

Ölçü, biçim (Vezin): Şiirde dizelerin hece sayısına veya hecelerin ses değerine göre bir uyum içinde olmasıdır. Bütün Türk lehçelerinde olduğu gibi Kaşkay Türklerinde de farklı biçimler de şiirler bulunmaktadır, genelde Türk dünyası şiirinde hece sayısı bakımından yedi, sekiz, on bir, on dört ve on beş heceli şiirler en yaygın olanlardır. Kaşkay Türklerinde de bu biçimlerde oldukça şiir ve şair olmuştur, aslında Kaşkay Türklerinin klasik Şiir biçimi şunlardır:

  • ASANAK (BAYATİ) – Yedi Heceli
  • Geraili – Sekiz Heceli
  • Qoşma – On bir Heceli
  • Divani – On dört Heceli
  • Şah Hatayı – On altı Heceli

Ama Ayvazullah Safari Türk dilinde olan heceler sayısı ve dizilişini değiştirerek yeni biçimlerde ortaya koymuştur. Aşağıda bu yeni biçimler birer örnekle tanıtılmıştır:

BEŞLİK: Adından de anlaşıldığı gibi her mısrası beş heceden oluşan bir şiir biçimidir. Bu biçimde ilk şiiri Arsalan Mirzai Kaşkay Türklerinin diğer milli şairi söylemiştir:

              Ülgər

Alıp tavanım / O kəman qaşıng

Qəst edip canım / Havalı başıng

Əfəsil oynama / Coşup qaynama

Dəyib aynama   / Gözəlim daşıng

Peymanam boştur   /   Ürəgim xoştur

On dört- on beştir / Gözəlim yaşıng

Güllərim solar / Gözəlrim dolar

Ürəgim olar / Səning sırdaşıng

Götürdəm yağlıq / Sazınan sağlıq

Bir damaq çağlıq / Qaynayar aşıng

Götür dubağı / Ayna- darağı

Güldür dudağı / Tökəmə sən yaşıng

Gidər o turar / Ürəgim yarar

Qəlbimi yorar / Qanlı savaşıng

Gidər o baxar / Məni bıraxar

Arslan axır / Yazılar daşıng

(Şair: Arsalan Mirzai)

EKSİ ASANAK: Kaşkay Türkçesinde yedi heceli şiirler Asanak (Bayati) olarak bilinir. Adından da belli olduğu gibi bu biçim Asanaktan eksik bir biçimdir yani Yedi hece yerine altı hecelidir:

                 Bəlalı baş

Nə var daha gələ / Bəlalı başlara

Bir baxan olmadı / Bu qanlı yaşlara

Bir damça qan damar / Coşar yola düşər

Bu dünyanıng gözü / Qızıl gülə düşər

Uzaq uzaq yola / Gözüm baxar o yaşar

Qoy ta mənim işim / Ola bir intizar

Hər gündə mən işim / Bir intizar olar

Darıxma göngülüm / Qışda bahar olar

Bir tarı qasıdı / Baş edər intizar

Bir əldə lir kitap / Bir əldə Zualfqar  

Çal ay günüm ta ay / döşüngdə mat ola

Bir daha sərnegün / lat o mənat ola

Dindir si tarımı / Soyma qərarımı

Bircə gülüm açıl / Bəzəd baharımı

Götür bu dünyanıng / Tarixda yasını

Dardaki başlarıng / Gəl al qısasını

Bir bağça beslədər / Bir damça qanlı yaş

Gözəl ayağınga / Kimlər qoyası baş!

Bəxətim oyaq dəğil / Ay üzüngü görəm

Hanı səadətim? / Yolungda can verəm

 

EKSİ QOŞMA: Ayvazullah Safari Kaşkay Türkçesinde 11 Heceli (3-3-5) şeklinde ki koşmalardan yola çıkarak 10 heceli şiirler (2-3-5) şeklinde yeni bir vezin ortaya koymuş ve onu EKSİ QOŞMA adlandırmıştır: (Aşağıda ki kaç beyit Ay Ayrılığı adlı şiirden alınmıştır)

Ceyəran sənə çöl mubarək olsun

Bülbül sənə gül mubarək olsun

Ellər sizə yol mubarək olsun

Olan sənə el mubarək olsun

Ayrılma sən eldən ki amandır

Ayrılma ki yaxşı gün yamandır     

ARTI QOŞMA: Kaşkay Türkleri ve birçok diğer Türk lehçeleri şiirlerinde 11 heceli şiirler Koşma olarak bilinir. Ayvazullah Safari de buradan gene 12 heceli şiirlerle yeni bir vezin ortaya koymuş ve ARTI QOŞMA adlandırmıştır:

Tur(dur) ahay gözəlim bir uyan yuxudan

yaz olub çölə bax gül o gülzara

süzülüb   yerişər   qabağa  səmənim

saçı zinhara bax zülfü Şahmara bax

qıbaxar ürəgim  olar ox amacı

qapısında canım çəkilər dara  bax

EKSİ DİVANİ: Kaşkay Türkleri ve birçok diğer Türk lehçeleri şiirlerinde 14 heceli şiirler Divani şiirlerdir. Ayvazullah Safari de buradan gene hece sayısını bir azaltarak 13 heceli şiirlerle yeni bir vezin ortaya koymuş ve EKSİ DİVANİ adlandırmıştır:

Bıldır ki şairden bir aşıq indi qalmış

Bir işləri baştan dolaşıq indi qalmış

Bıldır ki yazıng gülləri solmuş sufalmış

Bax gör nə varı, bir yaz ki gülləri solmuş!

Ölçüsüz ve uyaksız yazılan, belli kurallara bağlı olmayan şiirler de Ayvazullah Safari tarafından Kaşkay Türkçesine geçmiştir. Ayvazullah Safari bu şiirler için de özel terimler kullanmıştır. Bu çeşit şiirleri kısa veya uzun olduğuna göre ikiye ayırmıştır:

Kısa olana AĞCA QOŞMA uzun olana ise YENGİ QOŞMA adı vermiştir.

Ayrıca vezinsiz şiirleri heceleri sayısına göre de ikiye ayırmıştır:

11 heceli olanlara Qoşmasan sekiz heceli olanlara ise Gerailisan demiştir.

Ayvazullah Safari bu yeni vezinlerde de çok temiz ve dikkatli şiirler sunmuştur.

 

Kaynaklar

  1. Ateşte Doğum-Behmen Han Kaşkay ve Dava Arkadaşlarının Zalim Şah Rejimi Tarafından İşkence ve İdamı, (Tevelüdi der Ateş-Macerayı Şekenceyı Bahaman Hanı Kaşkay ve Hemrezmaneş Tavesutı Rejimı Dojhımanı Şah), Kianneşr Yayınevi, Şiraz. (2004/1383).
  2. Sami Kelanteri Honermend-Hacı Musaha Han Keşküllünün Hayatına Bir Bakış (Sami Kalanterı Honermend-Negahi be Zendeganiyı Hac Musa Han Kaşkuli), Kianneşr Yayınevi, Şiraz. (2010/1388).
  3. http://www.baydaq.com
  4. http://www.bashqai.blogfa.com
  5. http://www.qashqaiebook.ir

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] Yeni koşma

[2] Siyahça koşma

[3] İl mesajı

[4] Yeşilbaşlı ördek

[5] Ayvazullah Safarinin kızına verdiği bir mektup

[6] bana

[7] yakın

[8] Anlamam

[9] Kız

[10] Yurdunda

[11] “İl” sözcüğü Türkiye de kullanılan “il” ile aynı anlamda değildir. Kaşkay sosyal yapısında kullanılan addır.(il – tayfa- tire – bonku –  oba –  aile )

[12] Kaşkay İlhanı

[13] Erkek

[14] Yiğit

[15] Rütbe qayorung = değerlendirmek

[16] Böyle

[17] Pencesinde

[18] Kırılmaz, yenilmez

[19] İl, aşiret, kabile, ulus

[20] Olumsuz temsili bir kuş türü

[21] Yabancı

[22] Feryat, bağırmak

[23] Yeterdir

[24] Aslan

[25] İster

[26] (Sen) besleten

[27] (Sen) konuşan

[28] Karşısında

Paylaşınız

Dikatınızı çekebilir

Türk töresine dayanan güç

Türk töresine dayanan güç  İSA DOĞANLI “Memalik-i mahrusa-i kaçar” veya Kaçar’ın korunmuş toprakları, birinci Dünya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cresta Help Chat
gönder