Salı , Ağustos 4 2020
fatr
Ana Sayfa / ْTÜMÜ / Araştırma ve Makaleler / Kaşkayılarda büyük yadı bayramı (Kızıl Güneş Bayramı)

Kaşkayılarda büyük yadı bayramı (Kızıl Güneş Bayramı)

Kaşkayılarda büyük yadı bayramı (Kızıl Güneş Bayramı)

Emad Hazrati

Bir önceki sayımızda Kaşkayılarda nevruz bayramından söz etmiştik, Nevruz bayramının Türkler arasında bir mevsim değişikliği kutlaması olup tüm Türkler arasında kutlandığını belirtmiştik.  Orada insan ve doğa arasındaki bağlantının ne kadar güçlü olduğundan söylemiştik. İnsanı da doğanın bir parçası olarak tanıyıp onların asla birbirlerinden ayırılamayacağından söz etmiştik.

Gene ayni girişle bu sayımızda Kaşkayı Türkleri arsında çok önemli olan ve değer verilen 21 Haziran Bayramını inceleyeceğiz.

Şüphesiz Dünyanın güzelliklerinden biri mevsimlerin varlığıdır, mevsimlerin başlangıcını yılık tekrarlanan doğanın dört büyük devrimi diyebiliyoruz, dergimizin 3 aylık süreli yayın olduğuna göre ve her mevsimimin başında (Büyük Selçuklu güneş takvimine göre) yayımlandığı için her sayıda o mevsime uygun gelenekleri sunmaya düşünmüştük.  İkinci sayamız 21 Haziran da yayınlandığından dolay bu sayıda bu devrimi huzurlarınıza sunacağız.

 Yaz mevsiminin başlangıcı olan Türklerde Kızıl Güneş Bayramı (yaz gündönümü) adıyla anılan bugün birçok Türk boylarının arsında veya Türk kültüründen etkilenen milletler arasında kutlanmaktadır. 21 Haziran (Yaz gündönümü) veya yaz gün dönümü en uzun gündüz, en kısa gecesi olan tarihtir. Yaz mevsimi bugünde başlar. Güneş ışıklarının yengeç dönencesine yılda bir kez dik geldiği andır. Kuzey yarıkürede en uzun gündüz yaşanır ve günler kısılmaya, güney yarıkürede en kısa gündüz yaşanır ve günler uzanmaya başlar. Bu tarih bazı ülkelerde kuzey yarı kürede yazın, güney yarı kürede kışın başlangıcı sayılır.  Bununla beraber bazı ülkelerde de yazın veya kışın tam ortası kabul edilir. Türk milletinin yaşadığı Coğrafyalarda genelde tam yaz ayının başlangıcıdır. Kaşkayı Türklerinde bugün iki adla anılır: Big yadı veya (büyük yadı) ve Mehregan.

Kaşkayı Türklerinden önce bu bayramla ilgili Türk halkı arasında olan ortak rivayete göz atmakta fayda vardır:

Türkler’ de Kızıl güneş bayramı ile ilgili görülen en önemli rivayet Ergenekon hikâyesine bağlı olan rivayettir.

Bu rivayette 21 Haziran Ergenekon’dan çıkışların başladığı ve 21 Eylül çıkışların tamamlandığı süreçtir. Bu zaman dilimi Ergenekon hikâyesinde çeşitli aşamalarla doludur. Bu bayramda bir araya gelinir. Tanrı ve Altay ruhu davet edilir. Alkış yapılır. Ok atma, ata binme gibi ulusal oyunlar oynanır. Dipçe: Türk inanç sistemlerinden “Gök Tengri” felsefesini esas alan ancak sonradan, revize edilmiş, ağırlıklı olarak Altay Türklerince kabul gören Ak İnanç / Altay İnancı, /Akçağanlık (Burhancılık), felsefesine sahip Türkler tarafından kabul gören ve bu inanç doğrultusunda kutlanan bir bayram da bilinir.

Türk kültürüne göre, yazın gelişini müjdeleyen bu bayram, aynı zamanda insan enerjisinin en yüksek seviyeye çıktığı gündür.

Bu bayramda Tanrı ve kutsal ruhlara, atalara, alkışlar ve avazlar sunulur, ağaçlar dikilir, çocuklar sevindirilir, ağaçlara çaputlar bağlanarak dileklerde bulunulur ve çeşitli eğlenceler tertiplenir.

Kaşkayı Türklerinde

Kaşkayı Türkleri arsında kutlanan bu bayram, son yıllarda İran Faşistleri tarafından sindirilmeye çalışıldı, ancak bunu başaramayınca da kendi kültürlerinden bir şeyler katarak, onu kendilerine mal etmeye çalıştılar. Konu ile ilgili birçok televizyon programı, makale ve kitap yayınlandı ama gene de bu kültür milletler arasında olan bir kültür olduğundan dolayı onlar tarafından özleştirilemedi. Hatta Farslar Ergenekon da olan rivayetin son yılarda bire bir aynısını Erdeşir adlı bir fars kralı adına değiştirdiler.

Yukarıda söz edildiği gibi Kaşkayı Türklerinde bugün Büyük yadı veya mehregan olarak bilinir, Kaşkayı da Büyük (big) sözcüğü, Türkçe kökenli bir sözcük olduğu açıkça ortadadır.

Yad ise Kaşkayılarda hatır ve anma anlamında ve aslında Türkiye’de düşünüldüğünün tersine bu sözcük de Türkçedir. Örneğin Divan-i lügati Türkde de Yat ve Yatlatmaq şeklinde bulunmaktadır.

Ve böylece büyük yadı. Büyük anma, büyük hatırına, büyük uğruna anlamına gelmektedir. Aynı diğer Türklerde bugünde bir büyüğe (genelde Tengriye) değer verildiği gibi.

Peki, Mehregan Sözcü ne demektir?

Pehlevi döneminde bu sözcüğün Farsça bir sözcük olduğunu belirtiler ve onu Mitra ve Gan sözcüklerinden oluştuğunu açıkladılar, Farsça Emid sözlüğünde Mitra, şölen anlamında ve gan ise güneş anlamında gelmiştir. Farsla bu adı 21 Eylül için kullanmaktalar, fakat burada bir az tuhaflık görünmektedir o da şu ki 21 Eylül gündüzün artık kısalmaya başlayacağı bir günde niye güneş için şölen yapılsın ki?

Sanki yazın tam birinci gününde kar şöleni yapılsın gibi anlamsız ve uydurma bir kavram. Bu tuhaflıklar bizi bu sözcüğün daha çok araştırmamızın gerektiğine yol açtı.

Rıza Şahın dilbilimcileri Türkçeye görmezden geldikleri için, burada da birçok siyasi sözcük üretiminde yaptıkları hata gibi gene hata yapmışlardır ve bu sözcüğün etimoloji açıdan ne olabileceğine düşünülmemiş, bu sözcüğü etimoloji açısından değerlendireceğimiz için birçok farklı dilbilimciler ve farklı sözlüklere bakmak zorunda kalmış olsak da elde ettiğimiz bilgiler kendimizi de şaşırtmış oldu:

MAT/MAD sözcüğü Türkçe kökenli bir sözcüktür bu sözcükteki T sesinin D ye değiştirilmesi de Türkçe de olan dönüşüm kuralına uyumaktadır.

Bu sözcükten öretilen ve günümüzde ki Türkçede de sıkıca kullanılan MUT, MUTLU sözcükleri görünmektedir.

MATI ise eski Türklerde ve Azerbaycan eski hikâyelerinde mutluluğun kaynağın olan, mutluluğu hediye veren bir efsanevi bayan karakterinin adıdır. Bu sözcük Matan ve Matvar şekillinde de gelmiştir. Birçok dilbilimci tarafından İngilizce de olan Mother sözcüğünün kökü de buradan olabilmesi muhtemeldir. Mitragan sözcüğüne dönelim Mitra, Matvarın bir değişimidir.

Mitər> mitərə> mitara> mitra

Matar> matara> matra>~mitra

Matar> mitar> madər> maadər

Bu sözcüğün gene pek önemli olacağına düşünmüyoruz çünkü burada olan amaç Pehlevi hâkimiyetinin sözcüklerle oynayarak bir kültürün nasıl sindirmeye kalktığını ve hatta orada bu kadar hatalı olduklarını göstermeliydik. Yoksa toplumların birbiriyle geçirdiği yüzyıllar sonucunda “şu bana ait”, “o sana ait” kavgaları abesle iştigalden başka bir şey değildir. Geçmişi çok eski olan bu bayramı da ne Kaşkayı ve ne Fars ve ne başkası sahiplenemez. Sahiplenirse de komik duruma düşer. Bu bayram eğer bugün daha çok Kaşkayılar ve Orta Asıya Türklerinde kutlanıyorsa diğer milletler ister Farslar veya başkalarının bunu sindirmeye kalktığı veya kendisine mal etmeye çalıştığının hiçbir anlamı yoktur, belki de bu durumlarda Türklerin tepkiler çok haklıca bir tepkidir diye biliriz.

İran’da yaşayan Kaşkayı Türklerinde bu bayramla ilgili birçok adetler bulunmaktadır. Bunlardan bazıları başlıca şunlardır:

Çobanlar Mehreganı:

Kaşkayılarda çobanın görevi, hayvanların beslenmesi, sağlığı, üremesi, ilaçlarının yapılması ve kırkılmasıyla ilgilenmektir. Ve bu görev genelde bir aile tarafından yapılır, yani çoban olan kişi ailesi ile birlikte zengin birinin koyun, keçi ve deve gibi hayvanlarının sorumluluğunu üstlenir. Kendisine emanet edilen ve kendine ait olan koyun, keçi ve deve sürüsünün bütün sorumluluğunu çobandadır. Sürü sadece deve ise artık ona çoban denilmez, Darqa ismini alır.

Bu bayramda Kaşkayı göçebelerinde çobanları ve darqaları ile mal sahiplerinin arasında anlaşma yapılan gün de bilinir. Hatta birçok Kaşkayı nezdinde bu bayram, Çoban ve darqa mehregani (çoban bayramı – darqa bayramı) da bilinir. Bugünde çobanlar yaptıkları bir yılık anlaşmaları sona ermiş oluyor ve mal sahibi gönüllü olarak çobanın aldığı maaşa ek olarak bir hediye veriyor, genelde kendi beslediği koyunlardan birkaç kuzu veya Toklu hediye ediyor. Mal sahipleri bugünde çobanları bir şekilde razı tutmaya ve onları mutlu etmeye çalışırlar. Çobanda hediyesine aldıktan sonra anlaşmayı bir yıl daha uzatıp uzatmadığı kararını veriyor. İşini devam etmek isteyen çoban, mal sahibi ile gene bir yılık anlaşma yapar, devam etmek istemeyen ise mal sahibini başka bir çoban bulacağını uyarır ve sorumlu olduğu sürüyü sahibine teslim eder. Bugün çoban için, refah ve bereketin artması çalışan hakkıdır vurgusu ve mal sahibi için nezaket, büyüklük ve bağış çalıştıranın görevidir vurgusu yapılmaktadır. Bugünde helva, meyve ve tatlılar dağıtılır. Anlaşma yapan çobanlar yapacakları bir yılık çobanlığın zor görevine Atasözü halına gelmiş olan bu şakayla birlerine hatırlatırlar:

Gəldi gəçti qutlu mehregan on bir ay igirmi doquz gün daha baqqıdır.

Bu Atasözünde aslında çobanlığın bir günü bile zordur ve sayılır anlamını taşıyor. Bu Atasözü artık benzer durumlarda da kullanılmaktadır. Yani çok zor bir işin azıcık bir kısmı bile ilerlenmesinde söylenir.

Bu bayramda çiftçilik yapan Kaşkayılar, İhtiyaç duydukları yeni tarım aletleri alırlar.

Bu bayramda başkası için çalışanların (çoban, işçi vs.) ailesi de sevindirilir.

Bu bayramda genç kızlar ve erkekler Fallarına bakırlar.

Bu bayramda çocuklar suyla oynamağa giderler, birbirlerinin üstüne su dökerler.

Bu bayramda yeni evlenenlere hediyeler götürülür. (Daha çok gelin için hediye götürülür).

Bu bayramda göçebeler arasında, su kaynakları (pınar, kuyu vs.) temizliği yapılır.

Bu bayram kız beğenmeğe ye gitmek için de uygun bilinir.

Bu bayramda taze meyveler, sebzeler, un ve yağ yeni evlenen çiftlere verilir.

Bu bayramda ayran aşı, kestirme peynir, arı yağ (tereyağı) gibi yemekler yenir.

Bu bayramda satılmamış ve daşt[1] için tutulan koçlar kırkılır (nevruz bayramında hala yetişkin olmadığı için kırkımı bu bayrama kalır)

Bu bayram sonrası yaylaklarda koyunlar artık ağılda değil, açık ve geniş alanlara yatırılır.

Diğer bayramlar gibi birtakım davranışlarında dikkat edilmesi gerekir:

Yalan söylenmez, kötü söz edilmez, başkaları hakkında konuşulmaz, Kavga edilmez, hasta olanlar ziyaret edilir, küs olan varsa barıştırılır, Hayvanlar öldürülmez, Köpekler ve diğer hayvanlara güzel ve çeşitli yemler verilir.

Kaynaklar

Dîvânu Lugâti’t-Türk, ديوان لغات الترك– Kaşgarlı Mahmud.

Coğrafya Terimleri Sözlüğü, TDK

Gökbilim Terimleri Sözlüğü, TDK

Güncel Türkçe Sözlük,  TDK

Kiani, Manouçehr (1991/1370). Siyah Çadırlar-Kaşkayıların Hayatına İlişkin Bir İnceleme (Siyah Çadorha-Tehkiki ez Zendegiyi merdomı il Kaşakay), Kianneşr yayın evi, Şiraz.

Acaloğlu Arif Şecere-i Türk (Türk’ün Soyağacı) Ebul Gazi Bahadır Han.

Mansuri Nasır, Dilmac bilimsel dergi

Merdani Rahimi, Esedullah (1999/1378) Kaşkayı Türkçesi Atasözleri (Atalarsözü, Zerbolmeselhayı Torkiyi Kaşkayıi Torki be farsi), İntişarat Kianneşr, Şiraz.

Deniz Karakurt, (2011) Türk Söylence Sözlüğü, Türkiye.

 

 

[1] Her yılda çok sayıda dişi kuzu ve az sayıda erkek kuzu satılmaz ve sürünün devamı için ayrlır buna daştı denir

Paylaşınız

Dikatınızı çekebilir

Türk töresine dayanan güç

Türk töresine dayanan güç  İSA DOĞANLI “Memalik-i mahrusa-i kaçar” veya Kaçar’ın korunmuş toprakları, birinci Dünya

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Cresta Help Chat
gönder